Oku Bil Sor Sorgula? Kısaca Bilgilenmek Lazım?
| ŞEKER & KOLESTROL & TRİGLİSERİT...
|
Oku Bil Sor Sorgula? Kısaca Bilgilenmek Lazım?
ÇİN YOGASI (TAI CHI)
Tai Chi Chuan’ın temeli İÖ 2000 yıl önce eski Hindistan'da yapılan yoga çalışmalarına dayanır. Fakat Çin felsefesinin mabedi sayılan Saholin Tapınağı’nda doğmuş ve gelişmiştir. Tai Chi, Çin’de uygulanan 300 tarz dövüş sanatı ve fiziksel egzersizlerinin, Hindistan’daki yoga ve meditasyon çalışmalarıyla bir karması olarak düşünülebilir. Çin'deki dövüş sanatları "Internal arts" (İç) ve "External Arts" (Dış) olmak üzere ikiye ayrılır. İç sistemlere Tai Chi, Sheng-I ve Pa-Qua stilleri dahildir. Dış sistemlere örnek olarak Shao Lin, Long Fist, Southern Fist, Karate, Wushu stilleri verilebilir. İç ve dış sistemler arasındaki en temel fark, iç sistemlerde, yumuşaklık ve rahatlığın hakim olmasıdır. Buna karşın dış sistemlerde, kuvvet, sertlik ve sağlamlık hakimdir.
Tai Chi’nin pratik uygulamaları, Taoizm’in felsefi içinde geniş bir şekilde yer almıştır. Bu yansıma ilk kez, bilge ve gizemci Lao Tsu ve daha yaşlı çağdaşı Konfüçyüs vasıtasıyla olmuştur. Lao Tsu, İÖ 6. yüzyılda Honan eyaletinde, Taoizm’de yeni ufuklar açan “Tao Te Ching”i yazmış ve müritlerine öğretmişti. Bir felsefe olarak Taoizm, birçok ana unsurun dışında huzuru, dinginliği, doğanın güzelliğini, sessizliğini benimser ve dünyanın en düşünceli ve mistik görünüşlü sufilerinden oluşur.
Tai Chi Chuan’ın gelişimi 13. yüzyılda Çin'de yaşamış olan Chang Sang Feng isimli Taoist bir rahib vasıtasıyla hızlanmıştır. Bu rahip, özel olarak seçtiği bir kaç öğrenciyi yetiştirmiş, Sung Hanedanı zamanında bir sır gibi saklanan ve ancak bir kaç şanslı kişinin öğrenebildiği Tai Chi Chuan, bir kaç yüz yıl sonra çok sayıda öğrencinin yetiştirildiği popüler bir spor olmuştur.
Tai Chi felsefesinde esas vurgu, insanın içindeki yıkıcı enerji potansiyelinden (tekmeleme ya da yumruklama) uzaklaşmasını, bu enerjinin dağıtılmasını sağlamak, bir tehlike anında kontrolü sağlayabilme yeteneği kazanmaktır.
Tai Chi Chuan özgünleşmiş bir çigong, yani yaşam enerjisi çalışmasıdır. İleriki aşamaları göz önüne alınırsa, bir öz savunma sanatı, temelleri açısında bir ruh-zihin-beden eğitimidir. Temelde yaşam enerjisini yoğunlaştırmayı, uzuvlara yaymayı ve tüm bedende dolaştırmayı öğretir. Bedeni bir makine gibi yüksek tempolu çalıştırmayan, yorulma hissi yarat-mayan, her yaşta yapılabilen bir hareket etme sanatıdır. Bu sanat dirençsizlik öğretisinin harekete uyarlanmış biçimidir. Tai Chi Chuan'nın meditatif çalışmaları, hazırlanma hareketleri, dizi hareketleri ve ileri düzeylerinde iki kişiyle yapılan alıştırmaları vardır. Çinliler tarafından binlerce yıldan beri bir yaşam tarzı olarak sürdürülen Tai Chi, yaratıcı bir boşluktan çıkan değişim, dönüşüm hareketlerinin anlatı-mıdır. Çok eski zamanlarda Çin'deki Doğcu (Taocu) ustalar bu hareketlerin ilkelerini insan bedenine uyarlamaya başlamışlar ve hareketleri zaman içinde belirginleştirmişlerdir.
Tai Chi Chuan aileler tarafından geliştirilmiş ve küçük formlardan oluşan bir çok stile ayrılmıştır. Günümüzde en yaygın bir şekilde olarak tatbik edilen beş Tai Chi stili "Yang, Chen, Wu , Sun ve Woo" Chen ailesinin çalışmalarına dayanır.
Tai Chi, özellikle Doğu pratisyenleri arasında uzun zamandır Çin kehanet sanatı I Ching ile ilişkilendiril-mektedir. 8 pozitif basit I Ching trigramı ve Çin simyasının 5 elementi (metal, ağaç, ateş, hava ve su) ile Chan San-feng tarafından yaratılan 13 Tai Chi duruşu arasında düşünsel bir birlik vardır. I Ching’in 64 trigramı ve diğer Tai Chi formları arasında da başka düşünsel bağlar olduğuna da inanılır.
FELSEFESİ
Tai Chi Chuan, “Supreme Ultimate Force” yani yaklaşık anlamıyla “Mükemmel Yüce Güç” şeklinde çevrilebilir. Temeli, evrensel yaşam enerjisi olan Chi enerjisidir. İnsan vücudunda, yanlış duruş, yanlış beslenme ve stresten kaynaklanan bazı blokajlar oluşur. Bu blokajlar Chi enerjisinin vücut içerisindeki akışına engel olduğundan, uzun vadede sağlıkta bozulmalar meydana gelir. Özetle Tai Chi’nin nihai amacı, bu dolaşımı sağlamaktır.
Bu “Mükemmel Yüce Güç” düşüncesi Çin gizem felsefesinde sık sık karşılaşılan Yin Yang konseptinden doğmaktadır. Bu kavram, zıtlıklar prensibine dayanan Yin Yang konseptiyle ilişkilendirilir ve “Dynamic Duality” denen karşılıklı enerjik ikilemeler (kadın-erkek, aktif-pasif, karanlık-aydınlık, güçlü-zayıf gibi) içinde sıkça kullanılır.
Tai Chi Chuan’da, kas gücünden ziyade iç enerji (Chi) ve vücut arasındaki koordinasyon önemlidir. Tai Chi Chuan hareketlerinde gözlenen büyük iç enerji akışı, zihinsel konsantrasyon, nefesin derin alınması, vücut ağırlığının ve baskısının kontrol edilmesinden kaynaklanır. Tai Chi Chuan tekniklerinin ince, yumuşak ve yavaş olması bir okyanus dalgasına benzer. Dalgaların ilerleyerek bir sonrakiyle birleşmesi sürekli bir dalga hareketi ve enerji transferine neden olur. Sürekli birbirini takip eden dalgaları andıran biçimde yapılan Tai Chi teknikleriyle de, sürekli bir enerji akışı meydana gelir. Bu akışın devamlılığının sağlanması, Tai Chi Chuan’da birincil amaçtır.
UYGULAMA
Tai Chi Chuan, dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde milyonlarca insan tarafından her sabah fabrikalarda, okullarda, açık alanlarda yapılır. Tai Chi Chuan'ın, üretim sektöründe verimliliği, eğitimde gelişmeyi artırdığı söylenmektedir. Fakat bugün Batı’da uygulanan Tai Chi, yoga ve meditasyon uygulamalarından derlenmiş formlar, figürler biçimidir. Bu şekilde zincirleme hareketlerle oluşmuş pek çok Tai Chi formu bulunmaktadır. Bu hareketlerin birçoğu orijinal savaş sanatlarından çıkarıldığı halde birçok uygulayıcı için savaş sanatları ile ilgili olan kısmı büyük bir önem taşımaz. Onlar için asıl önemli olan amaç, vücutları için motive edici egzersizlerdir. Fakat Tai Chi’nin savaş sanatları yönü de hatırı sayılır derecede ilginçtir. Çin felsefesi ve doğal tıbbında “chi” ile ilgili bir konsept bulunmaktadır. Yaşam için gerekli olan güç, bu konsept dahilindedir ve “chi” bedene bu gücü veren enerjidir.
Tai Chi’nin nihai amacı vücuttaki bu enerjinin bedenin her noktasında dolaşımını sağlamaktadır. Bu da insanda sağlık, dirilik, canlılık inançlarını çoğaltmakta, moral açıdan insanı zinde tutmaktadır. Chi’nin bu dolaşımı sinir sistemiyle ve kan dolaşımıyla da yakından ilgilidir. Bu düşünce “Chi” ile akupunktur ve Doğu geleneksel tıbbı arasında da dirsek teması sağlamaktadır. Zaten Tai Chi Chuan'ın asırlardır sevilerek yapılması, önemli hastalıklar ve sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin bir kanıtıdır.
Tai Chi Chuan günümüzde kliniklerde, fiziksel terapide, kullanılmaya başlanmış; insan sağlığının korunmasında ve fiziki-ruhi bir kısım hastalıkların tedavisinde çok etkili olduğu doktora seviyesinde çalışmalara konu olmuştur. Bilimsel çalışmalar Tai Chi Chuan'ın yüksek kan basıncı, mide ve bağırsak ülserleri, kalp rahatsızlıkları, tüberküloz ve diğer rahatsızlıklar üzerinde etkili olduğunu göstermiştir.
Tai Chi’deki bir diğer nihai amaç, yapılan egzersizler vasıtasıyla sükuneti ve dinginliği sağlamak ve geliştirmektir. Bu hareketleri doğru ve eksiksiz öğrenmek koşuluyla bu pratikler bize bazı şeyler sağlar; Denge, hareketlerin sıra düzeni, hareketlerin ritimleri ve yine bu hareketlerin başlangıç noktasının vücuttaki yaşam merkezi olması gibi... Böylece Tai Chi egzersizleri yürürken, koşarken, ayakta dururken ve benzeri durumlarda bizlere diğer insanlara karşı ek bir yetenek verir. Birçok uygulayıcı, bedenlerindeki duruş bozukluklarını, bu hareket düzeni ile giderebilir, stres ve gerginlikten kurtulabilir. Bundan başka meditatif doğal egzersizlerin huzuru ve sükuneti sağladığı da bilinen bir gerçektir.
Hangi Amaçlarla Çalışılır?
Tai Chi Chuan tüm dünyada çeşitli amaçlarla çalışılmaktadır. Sanat, ilk ortaya çıktığı zamanlarda yüksek düzeyli bir savunma sanatı kimliğindeydi. Zaman içinde gözden geçirilip değişikliklere uğratıldıkça sağlık alıştırması yönü ön plana çıktı. Çin Tıbbının enerji çalışmaları (çigong) içinde özgün bir konumda olduğu için Çin'deki tıp kuruluşları ona sağlık amaçlı uygulamalarda yer vermektedirler.
Hastane ve sanatoryumlarda hekim gözetiminde tedavi amaçlı olarak da kullanılmaktadır.
Günümüzde uzak doğuda yaygın olarak ya savunma sanatı ya da sağlık alıştırması kimliğiyle çalışılmaktadır. Çin'in geleneksel gösteri sanatları (Vuşu) içinde ve ilk öğretim programında yerini almıştır. Çin'de ilkokulu bitirebilmek için sanatın yirmidört hareketlik Pekin dizisini iyi düzeyde icra edebilmek gerekmektedir. Tai Chi Chuan dünyanın diğer ülkelerine göçmenler ve kültürel alışverişler aracılığıyla sıçradı. Sağlığa olan faydaları bilimsel olarak kanıtlanınca batılı ülkelerde yaygın kabul gördü ve okulları açıldı. Uzak doğuda olduğu gibi batılı ülkelerin sanatoryumlarında da çeşitli hastalıkları tedavi etmek amacıyla Tai Chi’nin dizi hareketleri kullanılmaktadır. New York'ta ve bazı batılı kentlerdeki yaşlılar evinde denge geliştirme ve yaşlanmayı geciktirme amacıyla öğretilmektedir. Birçok tiyatro okulu taicinin dizi hareketlerini temel eğitimlerine aldı. Tai Chi’nin özellikle dizi hareketleri çeşitli alanlarda çok amaçlı olarak değerlendirilmekte, dünyanın çeşitli ülkelerinde yalnızca bir savunma sanatı ya da sağlık alıştırmaları dizisi olarak değil, dans ve tiyatro eğitimine destek amaçlı olarak da kullanılmaktadır. Sanatın özellikle Yang stili birinci sırada sağlık ve esenliği amaçlar. Diğer çigong alıştırmaları gibi Tai Chi Chuan da yaşamın kalitesini arttırır, ömrü uzatır.
Sağlığa Yararları
Tai Chi’nin, insanın ruh-zihin-beden bütünlüğü üzerine olan faydaları kanıtlanmıştır. Zihni dinlendirir. Beynin iki yarım küresini işbirliğine sokarak eşgüdüm içinde çalıştırır. Dikkat verme ve yoğunlaştırma yeteneğini arttırır. Merkezî sinir sisteminin çalışmasını iyileştirir. Duyu organlarının etkinliğini arttırarak algılamayı keskinleştirir.
Hareketlerde eşgüdüm (koordinasyon) ve denge geliştirir. Çeşitli duruş bozukluklarını düzeltir. Karın solunumu kazandırarak soluma kapasitesini arttırır. Karaciğeri
kanlandırır. Mide ve bağırsağın dalga hareketini kuvvetlendirir.
Sindirimi canlandırır. Kas, bağ ve tendonları gevşeterek esnetir. Kan dolaşımını uyarır. Kalbin çalışmasını iyileştirir. Çeşitli dolaşım sistemi düzensizliklerini ortadan kaldırır. İç organların faaliyetlerini ve bedendeki tüm madde alışverişini canlandırır. Yaşam boyu çalışılmasının en iddialı ve güzel ödülü yaşlanmayı geciktirmesidir.
Tai Chi, düzenli çalışılırsa yorgunluk belirtilerini, dikkat verme güçlüğünü, öfkeyi, ruh halindeki oynamaları, neşesizliği, başın içindeki basınç hissini, özellikle darbeli baş
ağrılarını, anî baş dönmelerini, uykusuzluğu, sersemliği, taşikardiyi (kalp çarpıntısı), mide rahatsızlıklarını, pekliği, ishali ve psikolojik kökenli iktidarsızlıkları giderir, bacaklardaki dolaşımı ve kas hareketliliğini iyileştirerek varis oluşumunu ve yağ dokularının meydana gelmesini önler, duygusal sorunlu ve gergin zihinli insanların psikolojilerini düzeltir; kronik durumlarda ve nevrasteni, yüksek tansiyon, akciğer şişmesi, soluk borusu nezlesi, mide ve bağırsak sorunları gibi hastalıklarda etkili iyileşme sağlar, eklem katılaşmasına karşı korur, hafif kireçlenme ve romatizmada eklem esnekliğini arttırıp hareketlerin sınırlanmasını engeller, kas liflerini uzatır ve geliştirir, kemikleri güçlendirerek kırılmalara karşı korur, ki bu özelliğiyle osteoporozlu hastalara özellikle önerilir, tüberküloz enfeksiyonuna ve amfizeme karşı koruyucudur, adrenalin salgılanmasını ve kolesterinle ilgili madde alışverişini düzenler, tansiyonu ve kiloyu dengeler, duyuları keskinleştirir. Özellikle dolaşım, sindirim, kilo ve tan-siyon sorunları, kireçlenme ve romatizmal sorunlar, varis, osteoporoz, zihin yorgunluğu ve stres taici çalışanlarda oldukça seyrek görülür.
Tai Chi Chuan; insanı, Çinlilerin anlatımıyla bir çocuk kadar 'ben' duygusundan uzak, bir oduncu kadar sağlıklı ve bir bilge kadar sakin ve huzurlu yapar.
HAREKETLER
Tai Chi’de yapılan hareketler olabildiğince yavaş, yumuşak ve zarif aynı zamanda figürler arası geçişler sarsıntısız ve akıcıdır. Tüm hareketler alt karın boşluğunda bir miktar havanın sıkıştırılmasıyla yapılır. Sıkışma şiddetindeki artmaya ve azalmaya bağlı olarak, sırasıyla kollar dışarı ve yukarıya yada içeriye ve aşağı doğru hareket eder. İnsan karnının alt orta noktasında meydana gelen sıkışma, gücün ana kaynağıdır ve bu noktaya çok önemli nokta "Tan Tien" denir. Bu teknikler yapılırken, düşünce alt karın noktasına yoğunlaşır ve teknikler zihin, vücut ve enerji koordineli biçimde yapılır. Çünkü, Tai Chi Chuan teknikleri vücut uzuvlarından ziyade iç enerji kuvvetiyle gerçekleştirilir.
Tai Chi hareketlerinin orijini savaş sanatlarından geldiği için, uygulayıcıları bazı savaş pratikleri de yapar. Tai Chi prensiplerinde “push-hands” denen, iki insanın yaptığı egzersizler zaman içinde o iki insan arasında enerjik bir bağa ve bir diğerinin “chi”sine (yaşam enerjisine) cevap vermesine kadar uzanır. Tai Chi’nin bazı figürleri slow-tempo dövüş biçimidir. Bu sebeple uzun zaman Tai Chi çalışan pratisyenler dövüş sanatlarında da usta olma yoluna girerler.
TAI CHI ve UYGULAMALARI ile İLGİLİ ÖNEMLİ NOT:
Tai Chi'yi, daha önce hiç uygulamamış olanlarca yalnızca kitaptan veya internetten vb kanallarda görülüp uygulanması bizce yanlıştır, zira Tai Chi tekniğini ancak görsel boyutta verebilecek olan bu tip bilgilendirme ile o hareketin gerçek olarak uygulanışının görülmesi arasında büyük anlam farklılıkları mevcuttur.
Eğer daha önce uygulama yapmadıysanız lütfen bizlerle veya Tai Chi çalışmasının yapıldığı gruplar ile temas ediniz.
Herhangi bir rahatsızlığınız var ise, Hamile iseniz, yaşlı iseniz, yüksek tansiyonunuz, ağır kalp rahatsızlıklarınız, mental sorunlarınız, bedensel sakatlıklarınız vs. gibi durumlarınız var ise muhakkak öncelikle doktorunuza başvurup onun olurunu alınız.
Oku Bil Sor Sorgula? Kısaca Bilgilenmek Lazım?
Kozak Zeybeği
TÜRK HALK OYUNLARI KATALOĞU
KOZAK ZEYBEĞİ:
Kozak, Bergama'nın bir bucağıdır. Bu yaylada 18 oba ve üç milyondan fazla fıstık çamı vardır. Bu çamların kobaklarına (kozalaklarına) kozak denir. 15 - 30 m. yüksekliğindeki çamlardan kozak toplamak üzere bir delikanlı ağaçlara çıkmak zorundadır. İşi başaramayan gençlere işi beceremez diye kız vermezler. Kozak toplarken düşüp sakat kalanlar veya ölenler hakkında "düşüp öldü" denilmez, "keye şaştı" denir. Keye, üç dört metre uzunluğunda, çınar ağacından ve ucu çatallı bir çomaktır. Bununla ağaçtan ağaca atlarlar. Böylelikle uzun ağaçtan inip diğerlerine çıkmak zahmetinden kurtulurlar. Vakit de kazanmış olurlar. Kozak Oyunu (zeybeği), kozaklar toplanırken yürütülen oyunlardan biridir. Bu oyun havasına bazı yerlerde "Yürük Ali" de derler.
Kozak Zeybeği, tek veya toplu oynanır. Altı figürü vardır. Diğerleri gibi (3 - 5) ve (3 - 3) temposuna göre değil, (3 - 3 - 3) dokuzluğu üzerinden yazılıdır.
1. Yürüyüş:
Birinci üç; esas duruş ve üçler.
İkinci üç; yürüyüş: Sağ ayak bir adım ileri, sol ve sağ ayaklar da öyle. Üçüncü üç; sağ ayak üstünde durulur, sol ayak öne doğru kaldırılıp üç defa sertçe yere vurulur. Kollar aşağıdadır, yani baştan beri henüz hiç yukarı kalkmamışlardır.
2. Sekme: Çökme:
A. Üçler.
B. Sağ ayak arkaya doğru dizden biraz kıvrılır, sol ayakla öne doğru iki defa sekilir (iki), sağ ayak yere basılır, sol diz üstüne çökülür (üç).
C. Kalkarken sol ayak geri basılır (bir), sağ ayak geri basılır (iki), sol ayak sola açılıp yere basılır (üç). Kollar yukardadır.
3. Toplanma ve Açılma:
A. Üç sayı ile sağdan dönülür: Sol ayak, sağ tarafa dönülerek bir adım yana basar (bir), sol ayak geriden sağa doğru döner ve basar (iki), sol ayak ileri basar (üç), toplu oyunda yüz yüze gelinmiş olur.
B. Sağ ayak arkaya doğru dizden biraz kıvrılır (bir), sol ayakla öne doğru iki defa sekilir (iki), sağ ayak yere basılır, sol diz üstüne çökülür (üç), Sekmelerle bir halka kurulmuştur.
C. Kalkarken sol ayak geri basılır (bir), sağ ayak geri basılır (iki), sol ayak sola açılıp yere basılır (üç), toplanan halka böylelikle açılmış olur.
İstenilirse arada ikinci figür tekrarlanır.
4. Diz Çökme:
A. Sağdan dönme.
B. Sol ayak basılır, sağ ayak sol diz üstüne çalınır (bir), sağ ayak geri sallanır (iki), iki ayakla ileri zıplanılıp çökülür (üç).
C. Sol dizle yere iki kere vurulur (bir), sağ diz üstüne gelinir (iki), ayağa kalkılır (üç).
5. Geri Gidiş:
A. Üçler.
B. Soldan dönülür. Sağ ayak sola doğru basar (bir), sol ayak sola basar (iki), sol ayak yana açılır (üç).
6. Çapraz Bağlantı:
A. Üçler.
B. Sağ ayak sol ayağın önüne doğru basar ve sol ayaklar kalkar (bir), sol ayak arkada yere basar (iki), sağ ayak yarım sağa döner gibi sağa açılır, basılır (üç).
C. Sağ ayak basarken sol ayak öne kaldırılır ve yere iki defa sertçe vurulur. Sol ayak sola açılıp yere basılır. (Son sayıda sağ kol havada sol kol aşağı ve vücut da kaykık olmak üzere sel'm duruşu yapılarak oyun sona erer).
Yapıştırma kaynağı
Oku Bil Sor Sorgula? Kısaca Bilgilenmek Lazım?
Bir Fincan Kahve
Bir fincan kahve'nin 40 yıl hatırı vardır denir ya bu söz kahvenin ağaçtan fincana gelene kadar geçirdiği zorlu yolculuk sebebiyle söylenmiş olsa gerek.
Kahvenin fincana ulaşana kadar başından geçenler ...
Kahvenin Yetiştirilmesi:
Kahve, tropik iklim isteyen, yüksekleri seven, zor yetişen narin bir bitkidir. Kahve ağacının yetiştirilmesi fidanlıklarda başlar. Özel saksılara dikilen tohumlar gölgede ve bol suyla yetiştirilir. Kahve ağacı ömrünün ilk bir kaç yılını bu fidanlıklarda saksıda geçirir. İklim koşullarına, özellikle güneşe dayanacak yaşa geldiğinde toprağa ekilir. Kahve ağacı 3-4 yaşında meyve vermeye başlar. Boyuı 8-10 mt. büyüyebilir. Ancak meyvelerin eşit dağılımı ve toplama kolaylığı için boyu 2 mt. olacak şekilde budanır. Meyve vermeden önce yasemin benzeri güzel kokan beyaz çiçekler açar. Bu çiçekler 7 - 11 ay içinde kahve meyvesine dönüşür.
Şaraplık üzümde olduğu gibi kahvede de her ülkenin, tarlanın ve yılın ürünlerinin tadı, kokusu, yağ ve asit oranları değişklik gösterir. Ancak esas olarak iki çeşit bitki vardır: Arabica ve Robusto.
• Arabica, Habeşistan'da ilk keşfedilen ve buradan, kahve yetiştirilen diğer bütün ülkelere yayılan bitkidir. Zor yetişir. Hastalıklara ve iklim şartlarına çok duyarlıdır. Buna karşılık tadı ve kokusu çok daha iyidir. Bu nedenle tercih edilir. Kahve tüketiminin %70'i Arabica bitkisinden karşılanır.
• Robusto ise daha dayanıklı ve son yüzyıl içinde yetiştirilmiş yeni bir türdür. Robusto daha çok standart kalite hazır kahve (instant cofee) için kullanılır. Diğer tüketimlerde ve bazı "Gold" kalite olarak satılan hazır kahvelerde ise sadece Arabica veya Arabica-Robusto harmanları kullanılır. Robusto' nun kafein oranı Arabica' nın iki katı kadardır.
Kahvenin Toplanması:
Başlangıçta yeşil olan kahvenin meyvesi olgunlaştığında kırmızı renk alır ve her meyvenin içinde iki adet kahve çekirdeği bulunur. Parlak kırmızı renge ulaşan meyvelerin toplanması gerekir. Bir daldaki tüm meyveler aynı anda olgunlaşmaz. Bu sebeple toplama genellikle elle yapılır. Her 8-10 günde bir toplayıcılar sadece olmuş meyveleri toplarlar. Bu çok zahmetli, pahalı ve yoğun işçilik gerektiren bir işlemdir. Bir çiftçi elde ettiği hasılatın yarısı kadarını toplama masrafı olarak öder.
Çekirdeklerin Soyulması:
Her kahve meyvesinin kırmızı dış kabuğu altında etli bir orta kat ve onun altında da çamur kıvamında parenkima denilen bir kat vardır. Bu katların altındaki çekirdekler dışta parşömen zar ve sonra gümüş zar denen iki ince zarla daha çevrilmiştir. Bütün bu katların soyulup çekirdeklerin ortaya çıkarılması işlemine çekirdeklerin soyulması denir. İlk etapta meyvenin dış kabuğu, etli kısmı ve parenkima katı soyulur. Bu işlem için iki değişik yöntem uygulanmaktadır:
Kuru Yöntem
Toplanan meyveler güneşte kurutulunca ilk üç kat soyulur. Bu işlem bir kaç hafta sürer. Çürümeyi önlemek için meyveler sık sık çevrilir ve nemlenmesin diye geceleri ve yağmurlu havalarda üstleri örtülür. Kahve çekirdeklerinin nem oranı %11 seviyesine geldiğinde kurumuş demektir ve işlenmek üzere fabrikalara yollanır. Bu safhada etraflarındaki ince zar nedeniyle kahve çekirdeklerine parşömen denir. Kuru yöntemle soyulmuş olan çekirdeklerin fabrikalarda ayıklanması gerekir.
Islak Yöntem
Önce meyveler bir makinanın silindirleri arasında ezilerek en dış kabukları soyulur. Sonra yıkanır ve su kanallarından geçirilirek su yüzüne çıkan hafif çekirdekler ayıklanarak atılır. Kalanlar elekten geçirilerek küçük boylu olanlar ayıklanır. Ayıklanmış çekirdekler fermantasyon tanklarına alınır ve bu tanklarda 48 saat bekletilir. Bu işlemin amacı çekirdeklerin üzerindeki parşömen zardan önceki kabukların çürütülerek soyulmasıdır. Tanktan alınan çekirdekler tekrar yıkandıktan sonra güneşte nem oranı %11 olana kadar kurutulur ve ayıklanmış parşömen çekirdek elde edilir.
Çekirdeklerin Ayıklanması :
Parşömen kahvenin geriye kalan zarları da fabrikalarda makinelerle soyulur. Bundan sonra parlatılır, boylarına, ağırlıklarına ve şekline göre ayıklanarak ihraç edilmek üzere ambalajlanır. Fabrikalarda ayıklama işlemi sadece kuru yöntemle soyulmuşçekirdeklere uygulanır. Çünkü ıslak yöntemle soyulan çekirdekler zaten ayıklanmıştır.
Ayıklama işleminin amacı çok kurumuş, çürümüş yada böceklerden zarar görmüş çekirdekleri ayırıp atmaktır. Çekirdekler önce elekten geçirilerek boyları çok küçük olanlar atılır. Sonra ağırlıkları az olanlar ayrılarak atılır. (Çekirdeğin gerektiğinden hafif olması az gelişmiş yada böcekler tarafından zarar verilmiş olduğunu gösterir).
Bir çok ülkede kaliteyi sağlamak için ayıklamanın en son aşaması elle yapılır. Bu aşamada da rengi ve şekli uygun olmayan çekirdekler ayıklanır. Bu işlemden sonra kahve, yeşil çekirdek adını alır ve 60 kiloluk çuvallarla ihraç edilir. Dünyada yıllık yeşil çekirdek üretimi yaklaşık 7 milyon tondur.
Kavrulma ve Harman:
Bundan sonra kahve işlenip paketleneceği tesislere ulaşır. Burada çekirdekler önce kahve uzmanları tarafından kalite kontroluna tabi tutulur. Her tarlanın ürününden örnek olarak alınan çekirdekler kavrulup kaynatılarak kahve tadımcıları tarafından ayrılır. Bu ayrımda uzman tadımcılar değişik çekirdeklerin ne oranda karıştırılacağına ve bu karışımların ne kadar kavrulacağına karar verir ve harman (Blend) oluşturulur. Kahve tadımcılığı şarap tadımı gibi tecrübe gerektiren çok zor bir iştir. Usta tadımcılar bir günde 200 kadar değişik kahve tadımı yapabilirler.
Kahve'nin kavrulması en önemli aşamalardan biridir. Kavrulan çekirdekte kahvenin kokusu, tadı ve yağları çekirdeğin dış yüzeyine doğru çıkar. Çekirdek kavrulurken su kaybederek hafiflerken hacmi iki katı kadar büyür. Kahveye rengini veren işlem de kavurmadır. Bu işlem sırasında çekirdeklerin eşit oranda kavrulması için sürekli çevrilmesi gerekir. Kavrulmuş çekirdeklerin çok beklemeden tüketiciye ulaşması gerekir. Taze kahve demek yeni kavrulmuş kahve demektir. Aynı çekirdeğin değişik sürelerde kavrulması ile değişik renk, tad ve kokulu kahve elde edilir.
Az kavrulmuş: Cinnamon roast
Açık tarçın renk, fındığımsı tad, yüksek asidite
Orta kavrulmuş: City roast, American roast, Breakafst roast
Kestane rengi, az yağ, çikolata-karamel tadında, kahve lezzeti dorukta.
Çok kavrulmuş: Espresso roast, Continental roast
Koyu kahverengi, yüzeyde bol miktarda yağ, sert aromalar baskın.
En çok kavrulmuş: French roast
Siyah ve çok yağlı, isli, acı lezzet.
Kahvenin Çekilmesi:
Kahvenin pişirilmeden önceki son aşaması çekilmesi, yani çekirdeklerin ezilerek toz haline getirilmesidir. Kahvenin ne kalınlıkta çekileceği, pişirileceği yönteme göre değişir.
Çekilme kalınlığının, kahveyi pişirmek için kullanılacak makinaya veya filtre çeşidine uygun olması gerekir. Kabaca sıralarsam:
• French Press kahve yapmak için kalın çekilmiş
• Filtre kahve ve Vakum Kahve için orta çekilmiş
• Espresso ve Mırra çin ince çekilmiş,
• Türk kahvesi için daha ince çekilmiş (un gibi) kahve kullanılmadır.
Güzel kahve pişirmek isteyenlerin bilmesi gerekenler:
Kahvenin pişirilmesi demek kokusunun, tadının ve renginin istenen oranda suya geçmesi demektir. Kahve ne kadar ince çekilirse suya karışması o kadar çabuk olur. Bu nedenle ince çekilmiş kahvenin kullanıldığı pişirme şekillerinde kahvenin sıcak suyla teması daha kısa tutulur. Kahve hazırlanırken kullanılacak suyun ideal sıcaklığı 95-97 derece olmalıdır. Daha soğuk suyla hazırlanan kahve tatsız ve kokusuz olur daha sıcak suda ise tercih edilmeyen tadlar ortaya çıkar ve köpük yok olur.
"Türk kahvesi hazırlarken kısık ateşte, soğuk suyun kullanılmasının ve kaynama noktasına gelmeden önce cezvenin bir kaç kez ocaktan çekilmesinin sebebi budur. Böylece kahve yeterli bir süre ideal sıcaklıktaki suyla temas eder. Alıştığımız Türk kahvesi için ince çekilmiş, orta kavrulmuş kahve kullanılmalıdır."
Kahvenin suya karışmasını kolaylaştıran bir diğer faktörde kavrulmasıdır. Fazla kavrulmuş kahve suya daha çabuk karışır. Bu yüzden ideal tadı yakalamak için kahvenin ne kadar kavrulmuş olduğunu, ne kalınlıkta çekildiğini, pişirme süresini, su sıcaklığını ve kahve-su oranını kontrol altında tutmak gerekir. Bunlardan biri değiştiğinde kahvenin rengi, tadı ve kokusu değişir.
Kahvenin Saklanması:
Kahvenin tadını ve kokusunu belirleyen önemli bir faktör de tazeliğidir. Bayatlamış bir kahvede suya karışabilecek bir tad ve koku kalmaz.. Taze kahve, ağacından yeni toplanmış kahve demek değildir. Yeni çekilmiş kahve demek de değildir. Taze kahve yeni kavrulmuş kahve demektir. Yeni kavrulmuş kahvede tat ve kokular en üst düzeydedir. Kahvenin tazeliğini koruması için hava ve ışık almayan kaplarda serin bir ortamda saklanması gerekir.
Buna rağmen oda sıcaklığında saklanan kahve 1-2 haftada bayatlar. Bu yüzden kahve alırken bir haftada tüketeceğinizden fazlasını almayın. Haftalık ihtiyacınızdan fazla kahveniz varsa bunu hava geçirmeyen küçük torbalarda buzlukta bir kaç ay saklayabilirsiniz. Ancak kahveyi buzluktan çıkardıktan sonra kullanmadığınız kısmını tekrar buzluğa koymayın. Yine hava-ışık almayan bir kapta oda sıcaklığında saklayın. Kahveyi evde çekme imkanınız varsa çekirdek olarak saklamak ömrünü uzatır.
